>hicbir sey degismesin isterim

>

dort yil boyunca, haftanin alti gunu ise gidip geldigim serviste hep ayni koltuga oturdum. sabahlari servise ilk binen ben oldugum icin oraya baska birinin oturdugu hic olmadi ama donuste, gec kaldigimda, birini o koltukta oturmus bulunca icimi bir huzursuzluk kaplardı, her zamankine degil de bir baska koltuga oturmak, bir seylerin fena halde ters gittigi duygusu uyandirirdi…

yemek yemek ya da bir seyler icmek icin hep ayni yerlere gider, o ayni yerlerde de genelde hep ayni seyleri soylerim. cin lokantasinda bazen, “bu sefer onu degil de sunu ismarlayayim” diye geciririm icimden ama garsona yine o her zaman yedigim seyin adini soylerken bulurum kendimi…

belli arkadaslarimla belli yerlere gideriz, n ile gittigimiz bir yere g ile de gitmek -sacma belki ama- n’ye sadakatsizlik gibi gelir. ya da n her zamankinden farkli bir yerde bulusmayi onerirse
-ki ara sıra yapar bunu, o bana benzemez, farkli seyler deneme heveslisidir- yine huzursuzlanir, onerdigi yeni yerle ilgili süpheli sorular sorarak -demleme cay var mi ki orada? cok gurultulu olmasin?- icimden vazgecmesini dilerim.

haftalik, aylik takip ettigim dergiler var, onlari da hep ayni yerden almazsam icim rahat etmez. her hafta dergiyi aldigim bakkalla aramizda, sadece ikimizin anladigi ozel bir dil gelisti bu sayede. onceleri “geldi mi?”, “geldi” seklinde bir diyalog vardi aramizda, artik sabahlari dukkandan iceri girip “gunaydin” demem bakkalın dergiyi raftan alip tezgaha koymasına yetiyor. bir aksilik olur da dergiyi oradan almazsam yine aynı rahatsızlık.

yeni bir giysi aldigimda hemen giyip, onu yeni olmaktan cikaririm. yeni bir seyin dolabimda uzun sure bekledigi gorulmemistir. mumkun olsa severek giydigim seyler hic eskimesin, sonsuza kadar onlari giysem, yeni bir seyler almama gerek kalmasin isterim. arada sirada arkadaslarimin zoruyla, yeni ve hic tarzim olmayan bir seyler giyip aynaya baktigimda guzel de olsa, icimde yine aynı huzursuzluk…

evi arayıp “haftasonu geliyorum” dedigimde annem sevincle hep aynı soruyu sorar -belki de genetik bu bendeki, bakin anne de ayni soruyu soruyor- “ne pisireyim sana?” Evet, yillardir bu soruya verdigim cevap da aynidir. Beni karsilamak uzere istasyona gelen babami hep ayni noktada beni beklerken buldugumda, -evet ailede var bu, kesin- eve girip mutfakta, o her seferinde istedigim yemegi tencerede gorunce, biri kulagima “endiselenme, hersey yolunda” diye fısıldamıs gibi gelir…

degisiklikler, yeni seyler, sürprizler tedirgin eder beni. mumkunse hersey ayni kalsin, muhafaza edilsin isterim. hep aynı sekilde sevmek mesela ve ayni sekilde sevilmek… “rutine bindi artık” (ne cirkin laf!) denildiginde neden sikayet edildigini pek anlamam. sevdigim birinin herseyini bileyim, o bildiklerimi de degistirecek, sarsacak seyler olmasin isterim. before sunrise filminde kızın viyana’da cocuga, askla ilgili olarak soyledikleri gibi, “ciftlerin birbirlerini tanıdıkça nefret etmeye baslamalarını, birbirlerinden sıkılmalarını, yorulmalarını anlamıyorum. bende tam tersi olur, birine ancak onunla ilgili herseyi bildigimde asık olurum. sacini ne tarafa ayirdigi, o gun hangi gomlegi giyecegi, belirli durumlarda hangi tepkileri verecegini bilmek. Bunları biliyorsam gercekten asigimdir.”

kısacası, tekrar olsun, aynı olsun, rutin olsun, aşinalık olsun ve sonsuza kadar sürsün… hep muhabbet duydugumuz seyler bunlar…

not: resimdeki kadın ve adam mesela, aksamlari hep bu sekilde gecen bir cift gibi gorunuyorlar… sanki yıllarca da boyle gececek o aksamlar ve bundan mutlu olacaklar… (Edward Hopper ayrı bir yazı (yazılar hatta) konusudur zannimca, not bolumunde harcanmamali diyor, burada kesiyorum.)

Advertisements

17 thoughts on “>hicbir sey degismesin isterim

  1. >”kendi metnine kendi yorum yazmis, yazııık!” diye dusunulmesini goze alarak kisa bir sey: bu resmi boyle okudum ama simdi internette dolasirken şoyle de bir yorum buldum, “kadın ya da erkek, hopper’ın figurleri sosyal kuklalardır, gerci bu resimdeki kadın, kendi iplerini kesmenin bir yolunu arar gibi gorunuyor.” hic boyle dusunmemistim. bir daha bakayım bari ben bu resme. yazı icin http://www.artnet.com/magazineus/features/kuspit/kuspit11-22-06.asp

  2. >sevgili neolitik hanım, ben bir zamanlar hopper hakkında yazmıştım. evimiz hopper tablosu dolu. bereli fotoğraflarım var ya arkasında hopper’ın nighthawk tablosu ve bir kızın yalnız başına cafe’de oturduğu tablo görünür.bora hayrandır hopper’a. biz de bir adet büyük hardcover kitabı da bulunmakta.ayrıca bilgisayarın masa üstündeki resmimiz, bu, sizin yayımladığınız resim:) görünce çok şaşırdım. kadın arkası dönük ve gözlerini bizden kaçırmış. gizli düşünceleri var. gitmeyi kuruyor olabilir. 10 yıl önce bu tabloyu görsem sıkıntının resmi derdim. şimdi bakınca sükunet, arkadaşlık, hayatla uzlaşma falan filan görüyorum. denilebilir ki, feci şekilde yaşlanıyorum:)hopper yazınızı merakla bekleyeceğim. sizi kaybetmemek için de bağlantılarıma ekleyeceğim uygun bir zamanda.sevgilerimle.

  3. >Neolitik Hanım,Peri Hanım’dan buldum sizi. Ve ne güzel; Hopper seviyoruz, Menteş dikkatimizi çekiyor falan…Ben de merakla bekleyeceğim yazınızı…Saygılar,Metin

  4. >Hiçbir sanal kişiyi birazcık olsun tanımadan linklerime eklemiyorum. Size içim ısındı birden! Yanıldığımı da sanmıyorum. Komşuluğunuzdan onur duyacağım.

  5. >sevgili endiseli peri, cok sevindim sayfami ziyaret etmenize. hopper’i ben de cok severim, sık sık masaustumu susler resimleri. bereli fotograflariniza daha yakindan bakmaliymisim, bereler cok guzeldi, arka plana hic dikkat etmemisim :)resimlerin bizim icin manalari yasla ve belki de ruh halleriyle degisiyor. feci sekilde yaslaniyorum demissiniz ama hic katilmiyorum buna.aslinda hopper’i tek basina degil degil, siirlerinde yer yer hopper tadi buldugum bir sairi de isin icine katarak yazmak istiyorum. siz boyle “merakla bekliyorum” dediniz ya heyecanlandim simdi, iyi bir seyler yazmam sart… sevgilerimle

  6. >sevgili metin,komsunuz olmak beni de ziyadesiyle memnun eder, ben de linklerime hemen ekleyecegim sizi. zaten daha once eklememekle hata etmisim, endiseli peri’nin blogundaki yorumlarinizdan gozume kestirmistim aslinda sizi :)

  7. >Neolitik hanim hanim,Ben de buraya Jazzetta’dan geldim..Insanin icini bayacak oldugunu soylemege yeltenecegim seyleri o kadar hos anlatmissiniz ki, kendimde de benzer aliskanliklar ve cevremden beklentiler oldugu icin olacak, itiraz etmege kiyamadim.Elinize saglik.

  8. >Merhaba :) Ben de Peri’nin sayfasından sıçradım sizinkine.Ne kadar güzel, ve bana ne kadar huzur veren bir yazı yazmışsınız anlatamam… ben de aynı sizin gibi alıştığım şeyleri değiştirmekten pek hoşlanmam… bir eve girer girmez kendine – evsahibinin itirazları ne yönde olursa olsun – kendi istediği yeri seçen ve yıllarca orada yatıp kalkan kediler gibi, kimse dokunmasın isterim bildiğim, aşina olduğum şeye… Kıyafet konusunda… küçükken malum “bayramlık” kıyafetler alınırdı zaman zaman. Ve ben ertesi günü hemen geçiriverirdim üzerime. Annem şaka yollu kızardı “hiç bana çekmemiş bu kız, bir kez de yepyeni giysen ya şunları bayram günü” diye :)Ve Before Sunrise’dan yaptığınız alıntı…filmi izlemedim ama bu alıntıyı okuduğumda elimde olmadan gözlerim doldu… bu kadar mı hislerime tercüman olunur… halbuki insanlar ne çabuk sıkılıyorlar birbirlerinden, onları birbirlerine aşık eden en temel özelliklerden…Ve son olarak Metin Bey’e katılıyorum. Aynı onun gibi ben de bloguma link eklemeden kırk saat düşünürüm, önce birkaç yazı daha okuyayım, ya sevmezsem falan derim…:) ama izniniz olursa hemen ekliyorum sizi, hatta şimdi …istemezseniz çıkarırım sonra :D

  9. >sevgili muzmin anonim,ben de aslinda yazarken, ic bayici mi oluyor acaba endisesi duymustum ama korktugum gibi olmamis galiba, guzel seyler duyuyorum yeni komsularimdan :) begendiginize sevindim.

  10. >sevgili kosenin delisi (ne guzel isim bu boyle) yazinin size guzel seyler hissettirmesi beni cok mutlu etti. before sunrise ve before sunset filmlerini izlemenizi oneririm, cok guzel ayrintilarla dolu, ikisini de seveceginizi tahmin ediyorum. (bu siralamayla izleyin ama olur mu? ikinci film ilkinden dokuz yıl sonra cekilmis bir devam filmi)linklere tabii ki ekleyebilirsiniz beni, aramizda iznin lafi mi olur? ben de ekleyecegim sizi. sevgiler

  11. >evet, kesin kani oldum.bütün rutin severler bu sayfada buluşmuş.. ee ben de geri kalır mıyım… ben bu işi biraz daha ileri götürüp ne zaman canım sıkılsa eskiden okuduğum kitapları okuyup huzur bulurum.. bir de okuduğum öle felsefi şeyler olmaz en fazla harry potter (bunun en azı ne acaba? birden ayşegül tatilde aklıma geldi:) yasasın rutin.. :D

  12. >sevgili lilium, ben de sevdigim kitaplari tekrar okuyabilen bir rutinseverim. kara kitap’i dort kez okudum mesela.. douglas adams’ın otostopcunun galaksi rehberi serisine de sık sık donerim. harry potterlari da severek okuyorum ama hepsini degil (azkaban tutsaigi’ni iki kez okudum)bence de yasasin rutin :)

  13. >Merhaba,Bugün sizi ziyaret edenler sanki yoklama verir gibi birer not düsmüsler, nereden geldiklerini. Sanki bunu yapmadan buradan ayrilmak ayip olurmus gibi hissettim simdi. Ben de Endiseli Peri`nin blogunda rastladim size. Yazinizi cok sevdim ve en azindan simdilik bir “merhaba” demek istedim.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s