>uydur uydur yaz

>
kızın arkadaşları ısrar etmişler, “tam sana göre biri, o da eski çek filmlerine bayılıyor, bisikletle kırlarda dolaşmaya ve zencefilli kurabiyeye, bi buluşsanız nolur” diye. kız önce yanaşmamış, ama sonunda dayanamayıp peki demiş. elindeki kutuda kendi yaptığı kurabiyeler var, ama şimdi biraz pişman gibi, ne o öyle daha ilk buluşmada kurabiye getirmeler, hem de süslü müslü paketle” diye düşünüp endişeleniyor. zaten buluşma yerine önce onun gelmiş olması da canını sıkmış… birazdan öfkeyle sola doğru yürüyecek ve olaylar gelişecek :)

(fotoğraf beş yıl önceki amsterdam seyahatinden. seviyorum çocukla kızın ayrı duruşunu, bi kenardaki bisikleti, köşe dükkanı. çocuğun hikayesini yazmak isteyen ya da kızla ilgili başka fikirleri olan -kızın adı mesela, ne iş yapar, burcu ne- var mı? resimden profil çıkarmaca oynasak ya?)

Advertisements

6 thoughts on “>uydur uydur yaz

  1. >Elinde çiçek demetiyle bekleyen adam, o buluşacağı adam değil. Kız “öfkeyle sola dönüp yürüyünce” adamı görecek ve bulaşacağı kişi olduğunu düşünecek.Meğer adam, hastaneye bir arkadaşını ziyarete gitmiş ve orada arkadaşının henüz iki saat önce taburcu olduğunu öğrenmiş. Şimdi ne yapayım diye düşünmek, soluklanmak için yakındaki cafeye gitmiş, bir kahve içmiş. Otobüs durağına gitmek üzere dışarı çıkmış. Tam o sırada sola sert şekilde dönen kızla karşılaşırlar………

  2. >Milena, Amsterdam’ın en eski kitapçılarından birinde çalışıyordu. Bundan belki, ne zaman sokağa çıksa, taş, toz ve eski ahşapla karışmış kitap kokusuna alışkın bünyesi, ona başdönmeleriyle karşılık verirdi. Bir de buna heyecan eklenince, bir an sendeledi, sıkı sıkı tutundu elindeki kurabiye kutusuna. Yalnız ve sakin hayatını değiştirecek bu girişim için öfkelendi kendine ve arkadaşlarına. Ürkek adımları geri geri gitti, köşeyi arkasına bakmadan kaçar gibi döndüğü sırada şiddetli olmayan bir çarpışma ile karşılaştılar. Elinde Milena’nın sevdiği çiçeklerden bir demet, özür diledi nazikçe Alfons. Milena gözlerini kaçırırken, bir an orada neden beklediğini hatırladı ve beklediğinin Alfons olmasını diledi… Alfons kendinden emin bir gülümsemeyle, “Milena olmalısınız?” dedi. Gözlerine bakamadan başıyla onayladı Milena. Önce çiçeği, sonra ince uzun elini uzattı Milenaya,”Ben Alfons” diyerek. Milena ellerinin titrediğini hissetti utanarak…Hemen önünde bekledikleri kafeye girdiler. Alfons, Milena’nın hayli eprimiş, ama çıkarırken o güzel kokusuyla tanıştığı pardesüsünü çıkarmasını bekleyip, sandalyesini tuttu. Milena, oturunca biraz rahatlamış hissetti kendini, omuzlarını gevşetti. Alfons tatlı gülümsemesi ile karşısındaydı işte. “Kutu” dedi.”İçinde sizin için yaptığım zencefilli kurabiyeler var da…” derken, beklediğinden daha sakindi, sevindi kekelemediğine. Alfons, teşekkür ederken yine gülümsedi, o abartısız, samimi ve sıcacık haliyle. İçi ısındı Milena’nın…Ve kafede, Dvorak’ın “Tempo di valse”sinin çaldığını coşkuylafarketti. İlk kez, Alfons’un gözlerine bakma cesaretini buldu kendinde…

  3. >O kız benim.Elimdeki pakette kurabiyeler var ,evet,ama ben yapmadım..İş çıkışı sevdiğim pastaneye uğradım ve satın aldım..Kardeşimle buluşacaktık resimdeki mekanda ama yine geç kaldı..Tek başıma bir yere girip oturmayı sevmediğimden kapının önünde durayım dedim.O sırada sevgilimi başka bir kızla sarmaş dolaş gördüm..Bu bakış o bakış..O paketi elimde nasıl tuttuğumu bilmiyorum..Elim ayağım boşaldı derler ya ..Üzüntü,kızgınlık,hayal kırıklığı herşey, herşeyi birarada ve ayrı ayrı yaşıyorum sanki o an..Ağlayamıyorum..Tam o sırada nihayet buluşmaya teşrif etmek üzere olan kardeşim benim ne kadar eblek durduğumu düşünüp gülerek donduruyor bu anı makinada..Resmin diğer ucundaki adamı tanımam..Belki o da beklediği kız arkadaşını görmüştür benim gibi…

  4. >Ya çok şirin çok bu gönderinin başlığı. Kendisi de öyle. Hakkaten siz arada uydurup uydurup yazın. Ve biz de okuyalım böyle gülümseye gülümseye. :))

  5. >ekmekci kız,şaşırtmacalı bir hikaye olmus seninkisi, adamın, kızın buluşacağı adam olmama ihtimali aklıma gelmemişti. karşılaştıktan sonra neler olacak acaba, kız diğer adam geç kaldığı için kurabiyeleri bizimkine verecek belki de :)…zeynep,isimler süper! detaylara da -eprimiş pardesü, dvorak- bayıldım. oyuna katıldığın için teşekkürler. …red rabbit,şahane bir kurgu olmuş bu (ay böyle şeyler yazdıkça kendimi edebiyat jürisi bi kişi gibi hissettim, alakası yok, nacizane fikirlerim işte) kızın yüzündeki ifade dedigin gibi bir şey yaşadığından olabilir. belki teselliyi birbirlerinde bulurlar :)…sanem,başlık bir arkadaşımdan araklama, bana bir şeyler için bahane buldugumda kullanır bu kalıbı, “uydur uydur yaz” :) …güneşli günler,hikaye yazmak geliştirilebilir gibi geliyor bana, böyle resimler kullanarak, ya da birinin özelliklerini bütün ayrıntılarıyla anlatarak. denemelisiniz siz de.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s