>kek kulesi: kuliç

>



hergün ofise giderken burç lebon pastanesinin önünden geçiyorum, hep birtakım cazip şeyler oluyor vitrininde. yok diyorum bu sabah da iradeli olucam, sağlıklı bir kahvaltı edicem, nesfit, kuru meyveler vs. günlerdir gördüğüm pufidik pufidik, kreması hafif taşmış berliner çörekler her sabah beni daha da zorluyor, dur diyorum, bugünlerde çok abur cubur yedim, çabuk çabuk geçeyim şu pastanenin önünden. ama artık bi sabah minik bir kule şeklindeki, üzeri şeker kaplı kekimsi şeyi ve renk renk paskalya yumurtalarını görünce eeh dedim, ama artık bu kadarı da yapılmaz insana! nedir bu yahu, nefis görünüyor. üzerlerinde rusça bi şey yazıyordu, vaktim yoktu girip soramadım.

ofise gittim, benim gibi tatlı/abur cubur seven arkadaşlara anlattım -ki içlerinden biri paskalya çöreği yapacakmış, tarif arıyordu o anda :)-  dedim “ben böyle böyle bir şey gördüm, kocaman, galiba alıcam onu”. genelde vitrinde bi ayakkabı, giysi vs görüp beğenir insan, sonra üzerine düşünür ya, ben o koca keki alıp almamayı tartıyorum kafamda :) iş çıkışı gittim aldım, adını da sordum, kuliç’miş. rusların paskalya zamanı yaptığı bir kek (ekmek de deniyor). uzun şeffaf bir kutuda, üzerinde pembe bir kurdeleyle pek güzel görünüyordu. uzatmayayım, tadı görüntüsü kadar iddialı değildi, şeker kaplaması fazla tatlıydı ama ben begendim, çayla iyi gidiyor. mayalı hamurla yapılmış, içinde kuru meyveler olan paskalya çöreğini anımsatan bir tat. internette tariflerine baktım, içinde bolca yumurta var (16 tane diyordu bi tarifte!), süt, şeker, limon kabugu, maya vs. sırf haşmeti için yapılır valla. 


evde bitiremedik tabiy koca keki, ofise getirdim, birkaç saat için o koca kulenin yerinde yeller esiyordu :) tarife bir bakmak isterseniz aşağıda, ekmekçi kız sen yaparsın bundan gibi geliyor :) 

periciğim rusça etiketi görünce keklerin üzerinde hemen sen aklıma geldin, ah dedim, peri olsaydı okurdu hemen :)

rus paskalya keki kuliç:


neolitik 
the araştırmacı gurme :)

Advertisements

6 thoughts on “>kek kulesi: kuliç

  1. >rusça kalbimde yara, neo'cuğum. karışıklıkta unuttum gittim rusça'yı, yahu. başka bir dil öğrensem diyorum şimdi. sonra rusça'ya dönerim. yani dostoyevski'yi rusça'dan okumayıver, ne olacak ki, diye teselli ediyorum kendimi ya, çok da seviyordum. bakalım artık.iş konusunda yazarım. hem çok olağan hem sıradışı bir karar. heyecanlıyım. korkuyorum ve fakat istiyorum da sanki:)ben yumurta sevmem neo'cuğum. 16 yumurtayı gördüm ya… bir de öyle krema filan…üstünde de şekerler… ne bileyim. ben basit, renksiz biriyim sanırım. bana nefis bir mısır çöreği yedim desen, "tarif ver, lütfen" diye tuttururdum. ama sana yakışıyor böyle renkli pastalar yemek. bu pastaları değil de senin onlara duyduğun şehvetli iştahı yazdığın yazıları okumayı seviyorum ben.sevgiler çok.

  2. >periciğim,ben de ispanyolca'ya karşı aynı hislerle doluyum, tümüyle unuttum da sayılmaz aslında, filmlerde falan denk gelince anlıyorum biraz, bi seviniyorum! hergün dizilere, abuk subuk şeylere ayırdığım zamanın birazında ispanyolca çalışsam bi noktaya gelirim ama nerde bende o disiplin!ya benim bu süslü püslü pasta, kurabiye düşkünlüğüm bi acayip. cocukken en sevdiğim şeylerden biri hani şu 20. yüzyıl ansiklopedisi diye bir seri vardı,"neden-niçin, bu nasıl çalışır, bu nedir vs" diye bilmem hatırlar mısın, o serinin "ne olacağım" bölümününden pastacı sayfasını açar, ordaki devasa pastanın resmini yapardım keçeli boya kalemlerimle :) işte şimdi de böyle değişik bir tatlı, kek görmeyeyim gözüm dönüyor :)benden de sevgiler.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s