yaz kitaplarından, mutfaktan vs.

efenim, yaz gelmedi gelmedi diye şikayet edip dururken, alın işte gitti gidiyor! evet hava hala sıcak ve nem hayattan bezdiriyor ama önümüz sonbahar diye acayip seviniyorum :) yakında ışığın tonu değişecek, gökyüzü koyu mavi bir tona bürünecek, böyle serinlik hafif hafif ısıracak, hırkalar, çoraplar çıkacak… sonra malum ikea kataloğu gelecek, “yaz bitti, kapatıyoruz, hadi herkes evine” diyecek :) sonbahar candır.

şimdi, yazın başında  gözüme çarpan kitapların listesini yazmış idim ya, onlardan üçü hakkında size rapor vermek isterim görev bilinci yüksek bi kişi olarak:

ambulansla dünya turu’nu okudum, begenmedim, yani anlattığı şeyler yer yer güzel ama anlatma biçimi olmamış. böyle kelime tekrarları, efenim büyük-küçük fontlar, wasfiye arkadaşımın da buyurduğu gibi, “ohoo bunları zamanında şizofrengi (hatırlar mısınız o dergiyi?) yaptı bitirdi.” valla ben gündüz vassaf’a kandım, yeni bir dil getirdi felan dedi yazar için ama abartıymış.

elif batuman’ın rus romanları ile ilgili uzun isimli kitabın ingilizcesini okudum, hoşuma gitti. edebiyatla,  edebiyat magaziniyle (justine sen seversin) ilgiliyseniz, sizin de hoşunuza gider diye tahmin ediyorum. yazarın hoş, muzip bir dili var.

murat uyurkulak’ın bazuka’sını ben okumadım ama kitap zevkine güvendiğim üç arkadaşımdan geçer not alamadı, acemice yazılmış dendi, mesaj kaygılı dediler. ödünç alıp yine de okuyayım, kararı kendim vereyim diyorum ama durum bu.

listenin kalanından sizin okuduklarınız varsa, yazarsanız sevinirim. bu sabah klasik bir polisiyeye başladım, mike hammer-karanlık yol. fena diyil sanki. tatilde de john le carre’den bir casus romanı okudum, güzeldi. benden başka da casus romanı okuyan kalmadı galiba… eski dünya, soğuk savaş insanı neo :)

mutfak maceraları

ramazan gelince birkaç klasik tarif deneyeyim dedim. insanın canı değişik şeyler istiyor iftarda. abartılı bi çeşitlilik değil de daha önce evde pişmeyen bi şey olsun diyerekten ilk kez komposto yaptım. kolaymış. vişne kompostosu tarifi buldum internetten, şekerini de tam istediğim gibi tutturmuşum, rengi de süper görünüyordu. tatlı sevmeyen arkadaşım bile begendi, o derece :) şimdi hedefim falafel yapmak. çok seviyorum, dışarlarda yedim hep, güzel bi tarif bulursam evde deniycem.

bir film önerisiyle bitireyim: ispanyol filmi “yağmuru bile”yi izledim, iyi şeyler duymuştum hakkında, gerçekten güzelmiş. su meselesiyle, beş yüz yıl önceki sömürge mantığını paralel bir kurguyla anlatmış yönetmen. paramparça aşklar köpeklerin yakışıklı oyuncusu gael garcia bernal oynuyor hem :) izleyin derim.

fotoğrafı şurdan buldum

Advertisements

4 thoughts on “yaz kitaplarından, mutfaktan vs.

  1. üstüne çok şey eklenecek bir yazı bu. ama nerdeee bende o mecal :)
    bi tek mike hammer diyeyim, çocukluğumun gazete tefrikalarını düşürdü aklıma. ertesi günü iple çekerdim. milliyet miydi, sanırım milliyet’ti. bakınız şimdi neler neler hatırladım. doğduğum evi, yukarıdaki kışlık kavun-elma odasını, odanın yan duvarını boydan boya kaplayan, gazete kaplı pencereleri, o gazetelerin sararmışlık kokusunu, üzerlerindeki “taş” sütununu, yan yapıştırıldığı için kafamı yana zorlayıp çetin altan okuyuşumu… hay allah, beni benden aldınız sevgili sorella.

  2. neocum,
    istediğin falafel olsun, yapayım sana bi falafel. deneysel olanından değil ama gerçeğinden. fırında mırında olmuyor hatırlarsan, bol yağda kızartılanından.
    sevgiler.

  3. Neolitik Hanımcığım,

    Elif Batuman’ın kitabını ben de merak ediyordum, demek güzelmiş. Benim bu yaz okuduğum en güzel kitap Jhumpa Lahiri’den The Namesake, daha önce de öykülerini okumuştum, Türkçeleri Everest’ten çıkmış çoktan meğer. Ne çok yeni kitap var, Elif Şafak’ın kitabının kapağı çok itici geldi, kitap fuarına kadar yeni kitap almamaya kararlıyım, okumadığım kitapları bitirmem lazım.
    İşte böyle, çok çok sevgilerimle :))

  4. metin beyciğim,

    mike hammer sizi nerelere götürmüş öyle :) -nur içinde yatsın- semiha teyzemin köydeki evinin odalarında da kışlık elma saklanan ahşap raflar vardı, bütün ev mis gibi elma kokardı.

    hammer’ı ilk kez okuyorum, güzelmiş. detaycı, sürükleyici bir üslubu var.

    sevgiler

    ***
    toti hanımcığım,

    süper olur :) bi sürü tarife baktım, işin içinden çıkamadım zaten. kimisi nohut haşlanmış olacak diyo, kimisi hayır lübnan usulünde nohutlar akşamdan ıslatılır, haşlanmaz, direkt rondoda çekilir (bu bana da doğru geliyor, hafif kıtır olur hem). ve evet, fırında felan diyil, böyle cosss diye yağda kızarıcak. artık şef olarak senin takdirine bırakıyorum ehehe

    sevgiler

    ***

    serpilciğim,

    dediğin kitabı duymamıştım, bakayım hemen. ben elif şafak’ı araf’tan sonra okumadım, pişman diyilim :) kapak bana da itici geldi, bi de yazar kitabı çok anlatmıycak öyle, insan soğuyor.

    bende de okunmamış çok kitap birikti. bi yeni aldıklarımdan bi eskilerden okumaya çalışıyorum, bakalım.

    sevgiler

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s