yüzleşmek mi, unutmak mı?

biri var, sözleri ve davranışlarıyla epeydir can sıkıyor. yarattığı sıkıntı boğumcuklarını ekleseniz buradan köye yol olur. kırıldığınızı biliyorsa da umursamıyor gibi bir hali var. kendi derdi başından aşkın çünkü kendince, dünyanın en şanssız insanıymış, öyle diyor. giderek kredisi azalıyor, eksiye düştü düşecek. bir mektup yazıp bunları bunları yaptın, dedin, yapmadığın şunlar da acayip can sıkıcı, kırıcı diye anlatsam mı diyorsunuz, bi yandan da anlamaz ki, bir “drama queen” sahnesi daha yaratması için şahane bir bahanesi olur, hiç çekilmez! unutsam, takılmasam, “let it go baby” moduna girsem, deseniz o da olmuyor, yapamıyorsunuz, söylediklerini, tavırlarını devamlı matine şeklinde zihninizde tekrarlayıp sinir sahibi oluyorsunuz. dilemmalar insanı olmak kolay diyil tabiy, bul bakalım çaresini diye kendinizi zorluyorsunuz.

fotoğraf: http://society6.com/product/Calm-Before-The-Storm-yh_Print

Advertisements

13 thoughts on “yüzleşmek mi, unutmak mı?

  1. Hmmm.
    Anladım, ama tabii kendime uyarladım, kendimce anladım;p Ruh hâli demişsin zaten etikete, fazlasından bana ne, değil mi ama?
    Neo, sen akıllı kadınsın (ho ho, ne komik bir konuya girme cümlesidir bu;p) anlamıştın, canım epey sıkkındı. Kendimi yiyip bitiriyordum, sesim de öyle soğuk soğuk çıkıyordu tabii. Şimdi “birazcık” daha iyiyim. Onun için çok uğrayamadım buralara, ama anlatacaklarım birikti elbette.
    Madde madde;
    -Elif Batuman’ın kitabı epey zamandır aklımda. Peri’nin kitap hakkında küçücük bir olumsuz cümlesi vardı, yine de iyi bir kitap olduğunu söylüyordu, onlar, senin söylediklerin, benim duyduklarım, okuyacağız bakalım, kafamız çorba.
    -Murat Uyurkulak okumayacağım şimdi. (bu ne kızgınlık! kendime gelmeliyim;)) Sonra, beklesin biraz.
    -Yağmuru Bile filmini beğenmene sevindim. Niye sevindim, şundan; ben yıllardır Sinema dergisine aboneyim. Orada çoğu şeyi beğenmem ama Uygar Şirin’in el yazısıyla yazdığı köşesine bayılırım. Eleştirileri de hemen hemen benimle aynıdır. (aklın yolu birdir;p) Bu film hakkında da iyi diyordu. İstersen paragrafın hepsini yazarım, sonra.
    -Eline sağlık, vişne kompostosuna bayılırım. Harika yaptığına da eminim.

    Neyse, asıl konuya gelelim, takma kafana. Bulursun sen bir çaresini. Bulunur. Bunu, kafasına her şeyi ama her şeyi, yok bir kere daha yazmalıyım; her şeyi takan biri söylüyor, bulunur bir çaresi.

    -Gael Garcia Bernal yay burcu şekerim, ondan yüzü hep gülüyor;p

    Nasıl bitirdim ama?;)

    Sarıldım canım.

  2. oo justine gelmiş :) hoşgeldin, özledim seni. aklım da sende kaldıydı, gitmeden canın sıkkındı, şimdi eski tonuna kavuşmuş sesin, ne güzel :)

    sonunda takmamaya karar vericem herhalde de işte, burda bi nağme yapayım dedim size :) içim şişti biraz, doldum. ya da akrep kartını oynayarak, zaman içinde soğutma ve ilişkiyi minimuma indirmek gibi “soğuk yenen yemek” olayına giricem, bakalım.

    komposto süper oldu, kendim yaptım diye demiyorum, vişne mucizevi bi tat ve renk demek, onu bi kez daha gördüm. yine yapıcam haftasonu, yanına da pilav değil de börek diyorum bu sefer, o ikili de güzel olur.

    yay burcu iyiymiş, etrafımda hiç yok :(

    ben de kucakladım, öptüm.

  3. . salla gitsin, neo. eğer ilişkiyi düzeltme çabasına değecek bir yakınlığı da yoksa, yüzleşmenin işe yaradağını görmedim ben.

    . elif batuman’ın kitabını okudum. ehhh işte eğlenceli. ama eğlencesi de vasat bana kalırsa. justine’e yazmıştım, bir espri defteri var da ordan duruma uygun esprileri serpiştirmiş gibi gelmişti bana. akademisyenlerle dalga geçtiği bölümleri sevdim. lakin böylesine iddialı bir başlığı, bir imayı taşıyan kitabın eğlenceli ve fakat daha derin olmasını beklerdim. tolstoy ya da dostoyevski hakkında yazdıklarını biz de biliyorsak sıradan bir okur olarak, kitabın bu denli sansasyon yaratmasını şaşkınlıkla karşıladım. yeni hiçbir şey demiyor. günlüğünü okumak biraz hoşuma gitti ama eh yani neo, senin eskişehir’i ya da kırık kalpler müzesi yazını okurken daha çok haz alıyorsam, nedir yani. izak babel’i okumak konusunda bir kışkırtısı var, bana faydası o oldu. tanımıyordum o yazarı.

    . bazuka’nın benim için ilgili kısımlarını okudum da, tamamını okumayı başka bir zamana bıraktım. şu an okuma planımda çok başka kitaplar var çünkü. o kitabı okumak için de bambaşka saiklerle hareket ediyorum.

    sevgili neo’cum, kışı hiç özlememişim, şu soğukça olan günlerde çorba pişirmek, kurabiye yapmak bile kasveti dağıtmıyor. bana kalırsa, şu aralar drama queen dolayımında çektiğin sıkıntıları daha da derinleştiren bir neden bu havalar. let it be, diyor, eğer yüzleşmek için kendinde güç bulursan bunu daha sıcak havalara ertelemeni öneriyorum.

    sevgiler.

  4. demeyi unutmuşum; the office adında bir dizi izliyorum. başlarda biraz curcuna, boş gürültü vs sanıp geri çekiliyorsun, ama tiplere alışınca tadından yenmiyor, bağımlılık yapıyor. süper!

  5. yaşasın periciğim de gelmiş :) öyle yapıcam sanırım, başlığa yazdım ama yüzleşme uzak ihtimal benim için.

    -hmm, batuman’ı ehh işte buldun demek? eleştirilerinde haklısın, lakin ben öyle düşünmemiştim, derinlik felan beklemeyince bana iyi gelmişti :) ve de yazılarımla size haz verebilmek beni ancak mutlu eder milady :) bu ara game of thrones diye ortaçağımsı bi dizi izledim de, etkisindeyim, ladyler, lordlar.. sen de bi bak, mevsimler yıllar sürüyor, ejderhalar, atlarla kafayı bozmuş kabileler, karizmatik cüceler filan var. çok helecanlı :)

    babel konusunda ben de aynı şeyi hissettim, merak uyandırdı bende de…

    kışı özleyip özlememe konusunda kararsızım, bana en çok sonsuz bi eylül uyar galiba, bazen güneşli, çokça rüzgarlı…

    evdeysem iftar için bi şeyler pişiriyorum, acıkınca motivasyon da güçlü oluyor eheh, kasvet masvet kalmıyor o saatlerde.

    office’i digiturk’te izliyorum bazen, fazla şamata yapıyolar gibi gelmişti, tekrar bakayım.

    sevgiler.

  6. aa, doğru dedin ekmekçi kız, seni nasıl unuttum? etrafım, balıklar, yengeçler ve başaklarla sarılı olduğundan yay yok gibi gelmişti. bu arada, hakkaten doğruymuş yayların güleryüzlü olduğu :)

  7. game of thrones’u izledim de bekliyorum devamını. ordaki karizmatik cüce, işte şu filmde karizmanın kitabını yazıyor: http://www.imdb.com/title/tt0340377/
    film de çok tatlı. peter dinklage onun adı. sesi, konuşması muhteşem. dizide de hani savaşa gidecek de yanındaki fahişeye, ölürsem, ağlar mısın, diye soruyor da kız umursamazca uykusuna devam ederken, öldüğünde bunu bilmeyeceksin ki, diyor ve cüce, ben bilirim, diyor ya, orda gözlerim dolmuştu. bu aralar pek hassasım:)

    ben geçenlerde senin de çok seveceğin bir çorba-yemek yaptım. sitede tarifini verdim mi hatırlamıyorum şimdi; taze barbunya, bir avuç pirinç, bir küçük konserve mısır, domates rendesi, kıyılmış soğan ve sarımsak, zeytinyağ ve sudan müteşekkil. kurutulmuş kereviz yaprağı da koydum azıcık ama yoksa sorun değil. sahurda filan yemek için çok besleyici.

  8. demek izledin, çok beğendim ben diziyi, etrafımda da izleyen yok, geyiğini yapayım, kardeşimle konuşuyoruz bazen.

    bahsettiğin filmi not ettim, bu ara izliycek film arıyorum, iyi oldu.

    çorba önerisi için çok teşekkür ederim, gerçekten çok makbule geçti, döne döne hep aynı çorbaları yapıyorum. mercimek, tarhana, bol domatesli şehriye. bunu yapayım haftasonu.

  9. kaçak’a önermiştim ben de o diziyi ve bugünkü mektubunda diziyi ve özellikle peter dinklage karakterinin çok iyi olduğunu yazmış. ne tesadüf:) ben de burdaki konuşmamızı kopyalayıp gönderdim:) rizzoli&isles adında bir dizi var; polis bir kız ve adlitıp doktoru kız arasında çok hoş bir ilişki var. ilk zamanlarda daha iyiydi ama son zamanlarda sanki biraz sahte bir duygusallık, doğru bir şey yapınca hissedilen onur duygusunda biraz abartı bir hal hakim oldu. ama o iki kızın arkadaşlığını seviyorum yine de. aklında olsun.

  10. periciğim,

    rizzoli’ye denk geldim bikaç kere ama dublajlıydı galiba, sinir olup geçtiydim, bakayım bi daha. şimdi the big c ve luther’in ikinci sezonlarına başlıyorum, good wife’ı bitirmem lazım, çok işim var çook :)

    ****

    tolga,

    çok net yazmışsınız, ben de o netlikte kararlı olup yapabilsem keşke ama sanmıyorum, unutma, takmama üzerine odaklanayım diyorum.

    sevgiler

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s