başka bir hayat?

biliyorum, rüya dinlemek, okumak sıkıcıdır. ama anlatmak zevklidir, kabul edelim. uzun uzun yazmayacağım söz, son zamanlarda peşpeşe gördüğüm rüyaları not etmek istedim.

I.

ilk rüyamda sınır tanımayan doktorların yönetim kurulu toplantısındaydım, belli ki orada çalışıyordum ve de mükemmel bir şekilde ispanyolca konuşuyordum. ne anlattığımı hatırlamıyorum ama bir ara juan (ofisten arjantinli bir arkadaş) kapıdan başını uzattı, bana bi şey sordu, ben de cevap verdim. sonra da yanımdakilere dönüp, “ispanyolcam hep “beginner” seviyesindeydi, ne ara gelişti, bilmiyorum” deyip, gülüyorum. 

II.

bir ithalat-ihracat şirketinde çalışıyormuşum, patronumuz da gerçekte zaman zaman kitaplarımızı bastırdığımız bir matbaanın sahibi C. bey. mallar geldi mi, gümrük, konşimento gibi laflar ediyoruz. sonra birden yarın amsterdam’a gitmemiz gerektiğini söylüyor C. bey, hemen eve gidip bavul hazırlamam lazım diye telaşlanıyorum. amsterdam da güzel şehirdir diye düşünüyorum, yıllar önce gitmiştim, bu sefer gezme fırsatım olur mu diye bi telaş eve gitmek üzere ofisten çıkıyorum. 

III

ofisten arkadaşlarımla londra’dayız. gün boyunca süren bir toplantı bitmiş, kaldırımda yürürken akşam ne yapsak diye konuşuyoruz, yemeği nerde yesek, yakında bi yere mi gitsek, yoksa tube’le şehrin bi ucuna mı? işler bitmiş ya, rahatız, neşeliyiz… 

böyle işte, hep başka şehirler, başka işler hatta başka diller… mevcudun içinde debelenip yüzeyde kalmaya çalışmanın yan etkileri midir nedir bu rüyalar? ya da gün boyunca sıkılan bünyeye bi soluklanma şeysi mi? bilemedim.

fotoğraf şurdan:

Advertisements

10 thoughts on “başka bir hayat?

  1. Üç vakte kadar yola çıkacaksın canım, demedi deme. Bu arada benim de postane tarafına doğru bir ivme yapmam gerekiyor ama bir kola açtım, bitmedi gitti. Ne bereketli kolaymış!
    Hayır olsun, hayır olsun, hayır olsun.

    p.s.: Bugün üçleme günümdeyim;p

  2. metin bey,

    “hayırlara gelsin”, iyi bi dilek sanki :) gündüz niyetine de derlerdi galiba, biri rüya anlatmaya/yorumlamaya başlamadan önce. yaşlanma itilip kakılıyor ya, biri yaşlandım diyince bir koro başlıyor, “aa ne alakası var, gençsin daha” diye.. işte ordaki “daha” bitiriyor bizi :) ben öyle demiycem, hepimiz yaşlanıyoz valla, nokta :)

    ***

    yaa peri,

    züppe bir tonu mu var rüyaların, ondan mı öyle dedin? nabayım, rüya işte, yaratıcı olmuyolar bazen, yoksa gönül isterdi ki kuş uçmaz kervan geçmez bi takım yerlerle ilgili olsun ama işte ne yaşadıysam onlardan ortaya karışık bitakım kaçış senaryoları hazırlamış benim bilinçdışı sağolsun :) yoksa beni kazakistan’da bi şehre ya da ne bileyim 9 nüfuslu bi kuzey adacığına gönderseler de olur yani :)

    ***

    justine,

    öyle mi dersin? aslında iyi olur, bi havam değişir belki.

    postaneye asla yalnız gitme diye bi kitap vardır bilir misin? :) doğu bloku, soğuk savaş zamanlarında geçiyodu galiba. seni çok iyi anlıyorum, ben de acayip üşenirim postaneye, bankaya vs gitmekten, o kola bitmez sana söyliyim :)

  3. rüyanın züppesi olur mu, hiç. insan dünya aleminde neyse, rüya aleminde de onu görüyor, diyeyim ak sakallı dede tonunda. bak ben ne rüya gördüm: karanlık, poe’nun öykülerindeki gibi birbirinin içinden geçen odaları olan bir evdeyim. yine kalabalık ve ben yine kimseyi tanımıyorum. bir cinayet işlemişim (önceleri, bu cinayeti yıllar evvel işlemiş de şimdi açığa çıkıyor rüyaları görürdüm. kesildiydi. yine başladı ama taze cinayetlerle bu sefer;) bir limonata mevzusu var. öldürdüğüm adam limonata satıyormuş da bana mı sataşmış, öyle bir şey; ben de çekip vurmuşum adamı. işte evdeyim ve polisler alıp götürecek beni. yargılama da yapılmış gıyabımda ve idam hükmü var. düşünüyorum; bi eşeklik yapmışım ve bedelini paşa paşa ödemeliyim diyor, aklımın bir tarafı. diğer tarafı da kaç! diye bağırıyor (aslında arkadaşımla raskolnikov hakkında konuşmuştuk. okur olan bizlerin raskolnikov’un cezasını ödemesinin gereksizliğini düşünerek bir tür onun işlediği cinayete suç ortaklığı yaptığımız hakkında vs. ordan çıktı bu rüya da muhtemelen. ordaki cimri, kötü kalpli yaşlı kadın yerine de ben bir limonatacıyı koymuşum. zira limonata sevmem. başına gelecekleri bilmiyor gibi tutmuş limonata satıyor pislik adam:)

    yaa, işte böyle. hah, kaçmaya karar veriyorum, ama yalnızım ve dışarı çıktığımda hiç de tanımadığım bir yerde olduğumu anlıyorum. nereye kaçacaksın? bir ara yolumun üstünde, masanın üstünde bir hayvanı kesip biçen, ondan et çıkaran bir adam görüyorum. midem bulanıyor (çünkü vejetaryen mi olsam acaba diye düşünmüştüm akşam:)

    genellikle rüyalarım bu şekildedir. o nedenle bir yolunu bulursam senin rüyalarına gireyim ben:)

  4. ben bir rota değiştirsem daha mı iyi olur acaba rüyaları bunlar neocum. hem içten içten kendine güvenin artmış bu değişimi yapabileceğine ilişkin. az bildiğin dili şakır şakır konuşabileceğini düşünüyorsun, daha evvel gitmiş olduğun yollarda daha ferah gezintiler yapabileceğine inanıyorsun. güzel, iyimser rüyalar bunlar. ya da düşünceler mi desem?:P süper yani, yürü beee diyeyim ben de bu gece daha güzelini gör:)

  5. periciğim,

    evet evet, kesinlikle seni benim rüyalara aldırmamız lazım :) böyle cinayetli bi rüya yıllar önce ben de görmüştüm, cesedi nereye saklayacağımı bilemiyordum. sonra görmedim hiç, benimkiler böyle işte bu ara, beklerim.

    ***

    elektra,

    yazarken aklıma geldi, elektra yorumlasa keşke diye, ne iyi ettin ve ne güzel şeyler yazmışsın. iyimser oldukları aklıma gelmemişti bak. e madem öyle, kim tutar beni? :P

  6. meanwhile i will continue to read your blog….but tell me who is neo?
    by way good thoughts and many follow…
    did you write any book?
    take care

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s