“…fare, bazen yalnızca faredir”

gün geçmiyor ki neolitik hanım kendine bir icat çıkarmasın, bir aktivite planlamasın sayın seyirciler :) istanbul modern’in bedava günü perşembeyle izin gününü çakıştıran mini çakal neo, soluğu çağdaş sanat ortamlarında aldı.

nicedir modern’deki kadın sanatçılardan müteşekkil “hayal ve hakikat” sergisini görmek istiyordum, eh, bienal zamanı da geldi, gitmişken o da gezilecek tabiy diyerekten güzelim havada kendimi kapalı galerilere attım, hep sanat uğruna, ah ahh! gönül isterdi ki aşağıdaki bulıtlar’ı öyle bi tasarlasam da “metropollerde iletişimin çetinliği ve tekinsiz mekanlarda bireyin huzursuzluğu” başlıklı bi iş’e dönüşse, nerde bende o yaratıcılık efenim :)

– baştan söyliyim, hayal ve hakikat sergisinde daha çarpıcı, zekice ve ironik eserler vardı, bienal sönük geldi biraz. hayal ve hakikat, adını romancı fatma aliye hanım ve ahmet mithat’ın ortak yazdığı kitaptan alıyormuş. isabetli bir seçim olmuş. girişte sinema eleştirmeni, öykücü, çevirmen fatih özgüven’in sanatçı ayşe erkmen’e kahve falı baktığı bir video vardı. başlık da ordan zaten, karede fatih özgüven’i görüyoruz, arkadaki divanda çok tatlı bir köpek var, arada sıkılmış bir ifadeyle kameraya bakıyor. fatih özgüven, elinde sigara ve kahve fincanıyla anlatıyor da anlatıyor, aralarda ayşe erkmen’in yorumları, sorulara cevapları var. şimdi iş’le ilgili metni hatırlamıyorum, zaten onları hatırlamayı bırakın bi kere okuyunca bile anlamakta zorlanıyor insan. videonun sonlarına doğru fatih özgüven “fare görüyorum” diyor, ayşe erkmen de bi ümit “belki bi sorunun metaforudur” diye soruyor ama özgüven kesin bi dille itiraz ediyor, “hayır hayır bu kadar da metafor olmaz, senin de çok iyi bildiğin gibi fare bazen yalnızca faredir” :)

– artık aramızda olmayan kadın ressamlar, heykeltraşların eserlerini tanımak, bazılarının adına ilk kez rastlamak  insanı şaşırtıyor. adını hatırlamıyorum, -not alarak gezmediğime pişman oldum-, 1920’lerde nü çalışmış bir kadın ressam görmek mesela? yine adını hatırlamadığım kadın bir fotoğrafçı vardı, ara güler kadar hatta bazıları ondan bile iyi diyebileceğim fotoğrafları çok hoşuma gitti.

– adlarını hep duyduğumuz, fahrunissa zeid, füreya koral gibi şakir paşa ailesinin sanatçı kadınlarının eserleri görüp, “şakir paşa ailesi de olmasa sanat dünyamızın hali nice olurdu diye düşünmeden edemedim.

-alev ebuziyya’nın o kusursuz ve karekteristik çömlekleri yine büyüleyiciydi (e sanat metinleri böyle yazılıyor valla, nabalım :)

– genç bir sanatçının anne-babasını katarak çektiği videoya bayıldım. “madem giydiklerimi beğenmiyor, eleştiriyorsunuz, siz söyleyin nasıl giyineyim” sorusundan yola çıkmış. yanyana iki ekrandan sağ tarafta annesinin seçtiklerini, sol tarafta da babasının seçtiklerini giyiyor. çok hoş diyaloglar çıkmış, annesi kızına pembe, romantik bir elbise seçiyor, düz ayakkabılar, uyumlu renklerde çanta, hırka, baba da daha batılı, iddialı, etek, bluz, topuklu ayakkabı seçiyor. kız soyunurken babası, bu da çıkıcak mı videoda diye soruyor, kız evet diyince bunu “gayri ahlaki” buluyor :) giderseniz izleyin mutlaka.

– bir başka iş’te de kafes şeklinde bir oturma odası tasarlanmış, koltuk, önünde sehpada çekirdek, oje, kül tablası, yerde magazin dergileri, duvardaki rafta romantik kitaplar, fotoromanlar. karşıda açık bir tv, magazin programı var. biraz mesaj kaygılı, kafes filan ama detayları ilginç buldum.

– genç sanatçılar daha cesur hatta provakatif işler yapmışlar sanki? o asılı kılıçların altında kan benzeri bir sıvı bulunan iş mesela… ya da kadın bedenlerini mahrem felan demeyip (demek zorunda diyil tabiy, sıradan insan olarak yazıyorum burda) fotoğraflandığı kareler.

-bienal kısmından aklımda, “ertelenmiş ölü doğa” adlı ahşap raflara konmuş fekat “alabilirsiniz” dendiği için bir-iki tane kalmış elmalar, fay kırığını görselleştiren ahşap plakalar, akrep ve yelkovanı olmayan, sadece saniyelerin geçtiği bi saat, ortadan ikiye kesilmiş bi yatak (kimbilir ne mesajlar veriyo sanatçı, bi anlasam?) ve batı şeria’da yıkılan apartmanların enkazlarından toplanan kir toz içindeki eşyalar (oyuncaklar, ayakkabılar, rende vs) kaldı. bu sonuncusu insanı epey etkiliyor.

-“scarry asian men – korkutan asyalı adamlar” diye merak uyandıran bir iş vardı, baktım sanatçı istanbul’da otoyol ve köprüye çıkan yolların kenarlarındaki yeşilliklerde takılan adamları fotoğraflamış :)

– bienal’de bir de londra’daki tate müzesine gitmek üzere diyarbakır’dan at ve eşek sırtında yola çıkan iki genci (çaktınız göndermeyi? don kişot hesabı :) anlatan kısa film de güzeldi.

– lübnan’dan eski fotoğraflar vardı, 50’li-60’lı yıllarda filmlerdeki gibi “öpüşüyormuş” pozu vermek modaymış :) genç kızlar, erkekler stüdyolara gidip öpüşme fotoğrafları çektirirmiş, tabii ki kızlar kızlarla, erkekler erkekler öpüşüyormuş gibi yapıyor :)

– bir fotoğrafın künyesinde okudum: sicilya’da, halen hayatta olanların fotoğraflarının duvarla resim arasında boşluk kalacak şekilde, ölmüş olanların ise duvara bitişik, adeta dik bir mezar taşı etkisi yaratacak şekilde asma geleneği varmış. yine italya’dan mafya tarafından öldürülmüş insanların fotoğrafları da sarsıcıydı.

– velhasıl bazı eserler çok kapalı olsa, muradı nedir anlaşılmasa da modern sanat hep ilgimi çekti, çekmeye de devam ediyor. gelecek bienal’da görüşmek üzere benim sanatsever okurlarım :)

not: fotoğraftaki, alev ebuziyya’nın eserlerinden biri.

Advertisements

3 thoughts on ““…fare, bazen yalnızca faredir”

  1. Amaninnn! Ne çabuk bienal gezmesi yapmışsın. Ben daha “bienale gitmeli, bir gün ayarlamalı bienale gitmeli…” aşamasındayım. Sen venite videte…
    Cesaret verdin valla! :)

  2. Çok detaylı gezmişsin anlaşılan ve çok hoş anlatmışsın, bu kamu hizmeti için teşekkür ederiz :) Artık Hayal ve Hakikat’e gitmek farz oldu. Hem nelere dikkat etmem gerektiğini de biliyorum artık. Sanırım ben de bir perşembe gününü seçeceğim, gerçi biraz vicdan yapıyorum, müzelere destek falan açısından.

    Çağdaş sanata mesafeli olduğumdan bienalden çekiniyorum ama şu kısa film ve fotolar ilgimi çekti. O zaman oralara bir tam günü ayırmak ve tabanların şişmesine hazırlıklı olmak gerek.

  3. ekmekçi kardeş,

    evet sanat konusunda çok hızlıyımdır, sergi mi geldi hemen koşarım, bienal mi, hemen gezerim :) yok bea, denk geldi bu sefer.

    sana da yakın modern, git bi an önce bi sanata gark ol, bi dünyaya eleştirel bak :)

    ***

    ışın,

    efenim her zaman hizmetinizdeyim, bi de not alarak gezsem iyi olacakmış, sayıklar gibi oldu biraz, “çok güzel bi iş vardı, kim yapmıştı ehem? :)

    vicdan yapma bence, madem böyle bi imkan var, kullanalım derim ki bundan önce kaç kere bilet alarak da gittim yani.

    çağdaş sanata mesafeli olma, yoksa o mesafe açılır da açılır, git, gez, ben de anlamıyorum bazı işleri ama merak da ediyorum.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s