iklim değişir mi?


hrant dink’le tanışıklığımız vardı, bir toplantının öğle yemeğinde aynı masada oturmuş, sohbet etmiştik. bana 1915 soykırımından önce  eskişehir’de yaşamış ermenileri anlatmıştı. evet, onu tanıdım, sevdim ama ben bu yazıyı onunla tanışıklığımız, onun kaybının bana hissettirdikleri üzerine kurmayacağım. hrant dink’in ne kadar barışçı, ne kadar demokrat, diyalog kurmaktan, konuşmaktan, dinlemekten yana bir insan olduğundan da söz etmek istemiyorum. bütün bunları anlatan pek çok yazı yazıldı, benim bugün derdim başka… ben hrant dink’in öldürülüşünden beri “iklim” diye ifade edilen o şeyden söz etmek istiyorum.  hrant dink’i kaldırıma boylu boyunca uzatan ve sonrasında giderek kesifleşen, biraz insafı olan herkesin nefesini daraltan, ruhumuzu ağırlaştıran, umudumuzu körelten o puslu havadan.

cenaze sonrasında giderek azalan sayıda kalabalıkla beş yıl boyunca mahkemelere gidildi, her 19 ocak’ta agos’un önünde toplanıldı. ancak onun kaybının yarattığı büyük şok o kadar insanı toplamıştı, bi daha ne mahkemede ne yıldönümlerinde o rakama ulaşılamadı. bir ermeninin öldürülmüş olması, sayıları pek de çok olmayan bir grup insan dışında kimsenin meselesi değildi artık. hrant dink, cinayete giden yolun taşlarını adım adım döşeyen başta amiral gemisi(!) olmak üzere medyanın gündeminden düştü.

ve bugün 25 duruşma sonunda “bizimle dalga geçiyorlar” dedirtecek bir karar çıkınca, birazcık merhamet, birazcık hakkaniyet sahibi insanlar twitter’da isyanını dile getirince, baktım zekalarından ciddi olarak şüphe ettiğim milliyetçi tipler “denktaştı, şehitlerdi, ermeniydi haketmişti” türküsünü söylemeye başlamışlar bile! işte bir insan olarak beni yılgınlığa düşüren budur, “ama o da …” diye başlayıp noktalı yerlerin, “ermeniydi, kaçakçıydı, haindi…” diye doldurulması. bunun bu kadar kolay, içselleştirilmiş biçimde yapılıyor olması. devletten, ona bağlı güçlerden, söylenenlerden yüzde yüz emin olunup, devlet yetkilisi ağzıyla hemen savunulmaya geçilmesi… ermeni soykırım meselesinde de kürt meselesinde de aynı refleksle, kurmalı oyuncaklar gibi  aynı hareketleri yapan koca bir güruh. devleti pek çok konuda başarısız buluyoruz evet ama her durumda kendisini savunacak, varlığını hiç sorgulamadan benimsemiş kuşaklar yetiştirmeyi pekala da başarmış, bravo!

peki biz ne yapacağız? giderek kararan, içimizi de karartan bu iklimden  kurtuluşumuz olur mu? bilmiyorum. inanmadığım şeyleri yazmak, umut vermek gelmiyor içimden. ben perşembe günü öğlen birde taksim’den agos’a yürüyor olacağım, bir şey umarak değil artık ama ümit kıvanç demiş ya “umudum yok inadım var” diye, inatla yürüyeceğim. bu yürüyüş, halid’in de dediği gibi” devlet yetiştirdiği katillere sahip çıkıyorsa biz de hrant’ın anısına sahip çıkalım” demenin bir ifadesi olacak. belki, koyu bulutların arasından sızacak bir ışık…

ÖNEMLİ NOT: Hrant Dink’le ilgili yazıları/görsel malzemeleri topladığımız bir blog oluşturduk. Blog yazarlarından onunla ilgili yazdıkları yazı veya hazırladıkları görselleri hranticin[at]gmail adresine göndermelerini rica ediyoruz. Hrant İçin Blog’a http://hranticinblog.blogspot.com/p/hrant-icin-blog-nedir.html adresinden ulaşabilirsiniz. 

Advertisements

6 thoughts on “iklim değişir mi?

  1. memleket kötüye gidiyor.
    biz de konuşurken çok karamsar ve ümitsiz oluyoruz.
    devlete çok şaşırmıyorsun da insanların bu denli insafsız, vicdansız, faşist bir anlayışa sahip olmasını aklı almıyor.

    ne olacak, ne yapmalı bilmiyorum.

  2. seninle aynı üzüntüyü paylaşıyorum. aynı puslu havanın ağırlığını hissediyorum. iyimser değilim ama karamsar da olmamam gerektiğini hissediyorum.elimizde kalan güzel ne varsa onlara tutunmak gerek, onu biliyorum. karamsarlık yerini buruk bir teslimiyete bırakabiliyor çünkü.
    perşembe günü saat birde…
    sevgiler.

  3. periciğim,

    “memleket kötüye gidiyor.” bunu hep söylüyoruz ya giderek daha bir içi doluyor sanki, bu korkutucu ve yıldırıcı. devlete ben de çok şaşırmıyorum, iktidar kirli bi şey, sahipleri illa ki bulaşıyor, o bulaşığı bir güzel rasyonalize ediyor da tek tek insanların bu durumu nedir? ben de devlet okullarında okudum, sıradan bir ailede büyüdüm, ben niye böyleyim, onlar niye öyle? resmi tarihti, milliyetçilikti herkes zehirlendi, ama kitaplardı, dergilerdi başkalarını dinlemekti “a bu böyle olmayabilir, bana böyle anlatıldı ama..”diye şüphe duyan insan sayısı neden bu kadar az? delirtici bi şey. ben de bilmiyorum ne yapmalı?

    ***

    alkım,

    ben de genelde karamsar olmamaya çalışan biriyim, ufacık şeylerle kendimi oyalar, güzelliğe, iyiliğe inanırım, inanırdım ama giderek senin “buruk teslimiyet” dediğin yere doğru kaydığımı hissediyorum.

    perşembe günü, saat birde, evet.

    sevgiler.

  4. neolitik hanım, ekmekçikız hanımın orada dediğimi burada da tekrarlayayım: resmi zihniyetin üst varyantı kemalizm ve alt varyantı milliyetçi muhafazakârlık bu topraklarda hükmünü sürdürdükçe faşist iklim de değişmeyecektir kolayından öyle. yine de, herşeye rağmen, umutlu olmak için sebep var gibi.

  5. Dün Poliş’e söylemiştim mahkemeden çıkan kararı, utanmaktan, midemin bulanmasından yoruldum artık, demiştim. O olayın üzerinden beş yıl geçti, henüz olay taze iken Mithat Sancar’ın bir lafı vardı, “bu Türkiye” ile hesaplaşmaya hazır değilsek, susalım lütfen, diye. Belki kimse hesaplaşmaya hazır değildi, onun için dediğin gibi oldu, yavaş yavaş susuldu. Hiç umudum yok, inat konusunda da çok güçsüz olduğumuzu düşünüyorum. Anıya sahip çıkmak lafla olmuyor üstelik. Sadece çok üzüldüğümü biliyorum, o kadar.
    İstanbul’da olduğum her 19 Ocak’ta vicdanlı kalabalığın içindeydim, şimdi burada yine sizinleyim. Belki acı biraz sağalır.

  6. metin bey,

    tespitinize katılıyorum, bu iklimi besleyen sizin de ifade ettiğiniz o ikili yapı. biri bitiyor, askeri vesayet zayıflıyor vs derken sivil görünümlü olan başımıza bela oluyor. umutlu olmak için sebep bulmaya çalışıyoruz hep birlikte…

    ***

    justine,

    işte belki adalet tecelli eder, yürekler bir nebze ferahlar derken (niye umuyoruz onu da bilmiyorum) olup bitene bak! gerçekten insan artık ne diyeceğini, yazacağını bilmiyor. yarın umarım çok büyük bir kalabalık toplanır da kafasız milliyetçileri, adaletsiz kararı görmezden gelenleri rahatsız edecek bir yürüyüş olur.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s