bulutlar, bulutlar…

Image

efenim vaad ettiğim gibi “bulıt bulıt” muş notlarımla karşınızdayım. [baktım son dönemde blog trafigi artmış, blogu yeni açan arkadaşlar belki bilmez, “bulıt bulıt” derken “madde madde” demek istiyorum]

– biliyorsunuz seyahatler iş maksatlı olduğundan şehirleri öyle uzun uzadıya, geniş vakitlerde gezemiyorum. kısa vakitlerde ne yakalarsam, gözüme ne çarparsa onları yazıyorum, şehrin genel havasını yansıtmıyor belki de… benim bulıt’lara kanıp, gittiğiniz yerlerde “vay efendim neolitik şöyle dedi, ama burası hiç öyle diyilmiş” denmesin :)

– muş’a neredeyse iki saat süren bir sürede varıyor uçak, eskiden olsa o iki saat bana iki gün gibi gelirdi, korku ve endişeden ne okuduğumu, ne yediğimi, ne konuştuğumu bilemezdim ama umre seyahatiyle bir şey daha oldu: bende uçuş korkusu ve klostrofobiden eser kalmadı :) cam kenarında idim, yol boyunca bulutları seyrettim, muhteşemdiler! kah üstlerinden geçtik, kah yanıbaşımdaydılar… insanı ağlatacak kadar güzellerdi… inişe geçerken bu sefer bulutların içindeydik, uçak epeyce sarsıldı ama sanki bir tepeden otomobille iniyormuş gibi rahattı içim.

– muş havaalanı küçücük bir yer. wasfiye, havaalanını eski türk filmlerinde ediz hun’la, filiz akın’ın kavuştuğu/vedalaştığı yeşilköy’ün eski haline benzetti, öyleydi gerçekten. pistin kenarında yer yer mor çiçekler vardı, şehre doğru giderken de koyun sürüleri eşlik etti manzaraya.

– şehrin ana caddesinde bir otelde kaldık, cadde hafif eğimliydi, “burası muş’tur / yolu yokuştur” türküsünü hakedecek bir hali de yoktu açıkçası, sonra eski muş’un olduğu kale mahallesine çıkan hayli dik yokuşu tırmanınca anladık manasını…

– bahardan üç gün yaşadık, bir yağmur, bir güneş, bir rüzgar… hava serindi biraz, tepelerdeki karın etkisi belki? dallarda hala leylaklar, akasyalar vardı. lalelerin zamanı geçmiş, zaten pek ümidim de yoktu, nisan sonu-mayıs başı olurmuş, artık bir dahaki sefere…

– ilk gün eski şehrin olduğu sokaklardan birkaç kare fotoğraf çekebildim, renk renk tohum satan dükkanlar, eski tip emaye tabak-çanakları görüp sevindiğim züccaciyeler, çocukluğumdakileri andıran bakkallar… son gün de şehrin bittiği noktada başlayan tepelerdeki kar, baharın canlı yeşilliği içindeki ağaçlar ve coşkun akan murat nehri üzerindeki köprüyü çektim. flickr’a ayrıca koyacağım ama şimdilik şu linkten birkaç fotoğraf görülebilir:

https://twitter.com/#!/neolitikhanim/media/slideshow?url=http%3A%2F%2Finstagr.am%2Fp%2FLNLlonxyG9%2F

– “ee neo, yeter bu pastoral havalar, ne yedin ne içtin, onu anlat biraz” dediğinizi duyar gibiyim :) efenim, pek güzel yedik içtik. bizi misafir eden arkadaşlar sağolsunlar, şehrin en iyi kebapçısına götürdüler. yolunuz düşerse size de tavsiye ederim, eywan’a gidiniz, hafif füme tadıyla damak şenliği cağ kebabı yiyiniz, közde pişmiş,  tatlı-ekşi bir sosa bulanmış arpacık soğanlarıyla bizim yaptığımız gibi aşk yaşayınız :) o ne lezzettir yahu, burdan vedat milor’a sesleniyorum, “kuzuları daha minikken yiyemiyorum” diye sızlanacağına muş’a gidip o minik soğanların hakkını versin. sırf kebap da değil, o peyniri bol, şekeri az nefis künefeyi yahut içine limon kabuğu rendelenmiş irmik helvasını da unutmayın (çay ve irmik helvası ikram bu arada, gözünü sevdiğim gönlübol anadolu esnafı).

– toplantımızı yaptık, yedik içtik, biraz da gezdik ve istanbul’a dönmek üzere havaalanına geldik. uçağa körükle değil de merdivenle çıkınca, tam uçağa girmeden geri dönüp bir “first lady” edasıyla şehri selamlamak gelir hep benim içimden. nitekim yine öyle yaptım :)

Image

Advertisements

4 thoughts on “bulutlar, bulutlar…

  1. Hoşgelmişsiniz Ladydim! :))
    BU defa hayli uzağa gitmişsin Neocum. Cağ kebabı Erzumun’un diye biliyordum, orada da varmış demek.

    Böyle yazınca “lady” biraz anlaşılmaz mı oldu nedir?
    :)

  2. ekmekçi kız,

    evet bir hayli uzağa gittim bu sefer, pek güzeldi yolculuk. eylül’de yine gideceğim inşallah, bir de yaz sonu Muş nasılmış onu yazarım belki.

    cağ kebabı nefisti, heryerde olsun :)

    ***

    PA,

    beklenen yazı kısa oldu biraz. doğru sen bir bulutçuydun :) kümülüs candır :)

    ***

    tolga,

    teşekkürler selamın için :)

    ***

    not: metin bey ve şule bloga yorum bırakma konusunda sorun yaşamışlar, bir şey değiştirmedim yorumlarda, herkese açık ama anlamadım. başka kimse var mı yorum problemi yaşayan? sitedeki mail’e yazabilirsiniz.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s