oruca tutunmak

lisedeyken, sonrasında üniversitede, sahurlarda babam bizden önce kalkar, kahvaltı sofrasını hazırlardı. çayın şekeri bile konmuş, karıştırılmış,  hazır bir sofraya otururdum uykulu gözlerle… mutfağın apartman boşluğuna bakan penceresinde kumruların sesi, ocakta çaydanlığın fokurtusu, radyoda çalan şarkılar, sessizce yerdik… bir huzur karesi olarak kazınmış hafızama o sahurlar…

sonra istanbul’da yaşamaya başlayınca arkadaşlarda kalmalı ziyaretlerde birlikte yapılanlar dışında yalnız sahurlar dönemine girildi. boyacıköy’deki evde, o küçük mutfakta bir tabağa hazırladığım kahvaltılıkları, lokmalar boğazımdan zor geçerek yerdim. o zaman bir kedim bile yoktu :-p

iftarı yine bir şekilde birileriyle yapmak mümkündü, yalnızsanız da kendinize canınızın çektiği şeyleri hazırlamak gibi bir motivasyonla öyle pek mahzun geçmiyordu, ama sahurlar başkaydı işte. gümüşsuyu’na taşınınca badem geldi ve bir sahur arkadaşım oldu. zaten benimle uyuyup benimle uyandığından sahur için çalan alarmla o da gözlerini açardı. ben  bir şeyler hazırlarken parkede çıtır çıtır pati sesleriyle içeri süzülürdü. sofraya oturmadan onun mamasını, suyunu tazelerdim. önce kendi mamasından yer, sonra sofradan payını isterdi. yumurtanın sarısı, peynir, zeytin… “bak badem, madem sahura kalktın, bugün oruçlusun, gün boyunca sana mama yok”  derdim. ha umrunda olur muydu, hayır! :)

son yıllarda yazlarım kolay geçmedi pek, sahurlarda mahzunluğum koyulaştı, badem iyiydi de şöyle iki hasbıhal edecek birileri olsun diye geçen ramazan dua ettiydim, dualarıma çok güzel lütuflarla karşılık verildi. birlikte umreye gittiğimiz arkadaşlarla geçeceğini umduğum bir ramazan’a başladık bu sene…

bir de geçen yıl  arkadaşım nibenka’ya, “pascal bizi diskoya götür!” tonlamasıyla, “nibenka, bizi teravihe götür” dediydim de kılıç ali paşa camiine gitmiştik. acemice kılınan o teravihle açılan halka bu sene yeni halkalar açılarak tamamlanacak diye umuyorum.

hayatınızın bir parçası olsun ya da olmasın, bu bereketli, kıymetli, özel zaman diliminden nasibiniz, rahmet ve bereket halkasında yeriniz olsun istiyorum.

hayırlı ramazanlar…

Advertisements

8 thoughts on “oruca tutunmak

  1. Ne güzel dilekler bunlar, bize de ancak içten bir amin demek düşer.
    Hayırlı, huzurlu bir ramazan diliyorum ben de.

  2. Mahallemizden geçen davulcu mani okumuyor ama çok güzel çalıyor davulunu, ağır ağır çıkarak geçiyor merdivenleri, “sakince uyanın, daha vakit var” der gibi. O davula vurmadan benim ışık açık oluyor, hafif bir hüzünlü sevinçle bakıverdik dün birbirimize. Bu sahurda seni anımsayıp davulcuyla bir iki tokmak sesi yollarım, belki hafifler yalnızlığın sancısı.

    Sevgiyle.

  3. leylakcığım,

    çok teşekkür ediyor ve amin diyorum :) bugün 4. gün, her gün ayrı bir macera, ayrı bir güzellik :) sahurda tuzlu peynirli yumurta yiyince bugün suyun kıymetini daha bi anladım mesela.

    ***

    ekmekçi kız,

    şimdilik oluyor gönlüme göre, inşallah böyle gider. bereketli, nasipli… :)

    ***

    ışın,

    çok teşekkür ederim. insanın dualarına “amin” diyenleri olması çok güzel.

    ***
    zerka,

    çok doğru diyosun, sahur, iftar huzurla alakalı… sana da hayırlı ramazanlar…

    ***

    atze,

    ne güzel seni burda görmek :) senin davulcu insaflıymış, bazı davulcular pek bi ısrarcı oluyor.

    o halde bizim davulcuya kulak vereyim senin selamını almak için…

    sevgiler benden de.

  4. O kadar güzel anlatmışsınız ki, önce aileyle birlikte yapılan sahurlar, yaş ilerledikçe yalnız kalkmak, iftarı bazen arkadaşlarla bazen tek başına yapmak; sanki tanışıyoruz gibi hissettim okuyunca. Verdiğiniz güzel his için teşekkürler…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s