münire hanım’ın çeşmesi

evden ayrılıp istanbul’a yerleşirken anneme “bunu ben alabilir miyim” diye sorarak bavula koyduğum eşyalardan biriydi. hayatımda bir yeri yoktu o zamanlar, anneannemin el emeği göz nuruyla işlediği bir seccadeydi.  anneannem henüz hayattaydı ama sağlığı iyice bozulmuştu, gözleri görmüyordu artık, onun o eski, güçlü kuvvetli, maharetli günlerinden bir hatıra olsun istemiştim istanbul’da yanımda, meğer daha fazlası varmış…

koyu pembe, haki yeşil, gri renklerin hakim olduğu, kalınca bir örtüydü işte. yıllarca dolap köşelerinde bekledi durdu. bazen kışlıklarla kaldırıldığı oldu, bazen eve gelen yaşlı bir akrabanın namaz kılması için dolabın diplerinde aranıp bulundu.

sonra bi şey oldu,  ev’e doğru yolculuk başladı, talip olundu… henüz, sümbüllerle başlayacak yolculuk netleşmemişken,  o renk renk  kanaviçe işi örtü birden kendini hatırlattı. “o yolculuğa benimle çıkacaksın biliyorsun değil mi? yeter artık beklediğim!”  beyhude geçmiş yılların mahcubiyeti, eski bir dostu çok uzun süre bekletmiş olmanın iç sıkıntısıyla serildi yere… yıllardır aşina olduğum örtüyü ilk kez görüyor gibiydim. tamam işte üzerinde bir cami figürü var, onu biliyorum ama meğer bir de çeşme yok muymuş hemen altta sağ köşede? dikdörtgen bir form işlemiş münire hanım (köy çeşmeleri aklınıza gelsin) ve oradan açık mavi iplerle işlediği desenlerle sular akıtmış… ve ben bu detayı yıllarca görmemişim.

anneannemin işlediği seccade bir duaymış, torunu geç de olsa o yolculuğa çıksın için, batıp çıkmış o mavi iplikli iğne o kumaşa… yıllarca kıymeti bilinmemiş bir hazine gibi sahibini beklemiş, akmamış da mavi sular sabırla olduğu yerde birikmiş durmuş…

sonra? sonrasını biliyorsunuz, o seccadede akan sular, sümbüllerle çıkılan, yağmurlarla geri dönülen bir yolculuğun uğurlayıcısı oldu. şimdilerde badem’le paylaşmak zorunda kalıyorum bazen, odanın kapısını açıp süzülüyor içeri, bir kenarına kıvrılıyor huzurdayken, yıllarca bekleyip birden kullanılmaya başlayınca bazı kısımlarındaki iplikler çıktı vs. ama halinden pek şikayetçi görünmüyor doğrusu…

not1: biliyorum, seccadenin fotoğrafı olsa iyi olacaktı ama bir cuma vakti ilhamıyla ofiste yazıldı münire hanım’ın çeşmesi, fotoğrafı ilk fırsatta eklerim yazıya. 

not2: anneannemi yıllar önce yine yazmıştım: “anneannem’in yeşil döpiyesi”

fotoğraf şu siteden: http://www.fotokritik.com/1586346/koy-cesmesi

Advertisements

4 thoughts on “münire hanım’ın çeşmesi

  1. Şimdi dışarıda şakır şakır yağmur yağıyorken “Münire Hanımın Çeşmesi”nin hikayesini okumak huzur verdi. Sonra Münire Hanım’ın ve torununun öyküsünü tekrar okudum.
    Anlatmışsın işte Neocuğum, dahası yok. :)

  2. ekmekçi kız,

    sana cevap yazana kadar o şakır şakır yağmur tatlı bir hatıra oldu çoktan :) afrika sıcakları geliyo diyolla, yine “yaza yaz” diyeceğimiz bir hafta bizi bekliyor. sen sanırım bozcaada’ya gittin, en güzeli.

    yazdıklarımın huzur vermesi, hoşa gitmesi beni çok memnun ediyor. gerçekten. öyle olmaya devam etsin inşallah.

    bir de dedemi yazayım bir gün diyorum, emin dede de yazılmayı hakeden biriydi.

    ***

    pa’cığım,

    ben de az önce senin sayfanda baratrion’un yorumuna cevabını okuyup aynı şeyleri hissettim. yazayım dedim yazamadım :) o iki yorumu dönüp dönüp okurum ben artık. “bakalım isteğinde gerçekten lekesiz misin?” ne güzel soru…

    “ruh, haberi olmayan daha nice sırdan haberdar kimbilir?”

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s