nihayet! neolitik hanım’dan haber var

limoni hanim

b.

efenim, limoni ben, instagramdan neo’yu takip edenler tanır beni, geçen bahar üsküdar’daki eve geldiğimde mis kokulu beyaz çiçeklerim vardı, serada beni gözlerine kestirip asabi bir şoförün kulllandığı taksiye atıp eve getirmişlerdi çiço’yla (siz çiço’yu bilmiyorsunuz tabiy, onu da tanırsınız yakında). kocaman serada çok belli olmuyordu ama ben bildiğiniz ağaçtım ve bizim bu iki şaşkın, saksımı salonda kitaplığın yanına yerleştirince durumu idrak edip “yahu bildiğin ağaç almışız!” diye kendilerine şaştılar ama olsun, çiçeklerim mis kokuluydu, mevsim bahardı ve üsküdar’a taşınmak insana böyle şeyler yaptırıyordu (ona küçük ağaçlar alın :p).

neyse uzatmayayım, adımı neo koydu, bana “limoni hanım, yine çok güzel kokuyorsun, başımızı döndürüyorsun” diye hayranlık, çiçeklerim dökülmeye başlayıp ortasında minicik yeşil tomurcuklar belirdiğinde de “ay siz limon mu olucaksınız?” diye hayret makamından seslendi. arada fotoğraflarımı çekip instagrama koydu, “ekranınızda büyüdüm”… pekii, “limoni hanım seni tanıdık da neolitik hanım nerelerde, vasat bir romantik filmin kahramanı gibi bir sonbahar günü arkasında veda mektubu bırakıp kayıplara karıştı. kaç zamandır ne yapıyor, ne okuyor, ne seyrediyor, ne yiyip ne içiyor?” diyorsunuz muhtemelen ve de hepsinden mühimi “niye yazmıyor?”

o sonbaharlı yazıyı koyduktan bir süre sonra, yazmak istedi ama arayı o kadar açmıştı ki ne yazsın, nereden başlasın bilemedi. bir seyahat yazısıyla dönerim belki dedi yazın kudüs’e gidip gelince ama olmadı. kendi kendine, “o dili kaybettim ben, blog yazarken evimdeydim, sonra çektim kapıyı çıktım, şimdi dönemiyorum” deyip durdu. sonra bir sabah kahvaltıda çiço, “blog yazsana yine sen” dedi, ne zamandır bu mevzuda konuşmamışlardı, “küçük küçük yaz, bir yerden başla, hemen bloga koyma, yaz önce” dedi. hep “dur bakalım, denerim, yazamıyom ki!” diye geçiştirirdi ama bu sefer öyle olmadı, dönme fikri ne zamandır ilk kez yakın gelmişti.

o gün ofiste çoğu artık terkedilmiş blogları dolaşırken, peri’nin geri döndüğünü gördü, gözleri dolu dolu yorum bıraktı “hoşgeldin” diye, sonra yorumlarda “belki neo da döner” diye konuştuklarını okudu. sonra twitter’da, arada e-mail’le “yazsan” diye teşvik eden başka arkadaşlar… “yahu uzattım iyice, eskiden en sıkışık günde, ofiste bile yazardım bi şeyler nedir ki?” diye kendine kızdı. “tamam dönüyorum” dedi ama ilk yazıyı benden rica etti, “limoni hanım benim yüzüm yok, arkadaşlara lisan-ı münasiple anlat, böyle böyle oldu de, sen şahitsin, kaç gece şu masada “yazamıyorum, yazamıyorum” diye kendimi paraladığıma!” (drama queen mode on :) neyse, elçiye zeval olmaz, limoni hanım olarak ricasını kıramadım, vaziyeti aktardım, bundan sonrası neolitik hanım’a kalmış…

Advertisements

14 thoughts on “nihayet! neolitik hanım’dan haber var

  1. ahh limoni hanım ne de güzel anlatmışsın, uzuuun uzuuun yazdım ama göndermeyi beceremedim :) sen neolitik hanımı anlatırken benim odama limon çiçeklerinin mis kokusu doldu… neolitik hanıma hoşgeldin dediğimi ilet lütfen.

  2. aslı eda,

    limoni hanım’a “yorumlara da sen cevap nütfen nütfen!” diye şımardım ama adı üstünde limoni, huysuzdur biraz, “yok artık!” dedi. kaç gündür sayfaya bakıp kaçıyorum, yorumları gördükçe hem seviniyorum hem endişeleniyorum yazıların devamı gelmezse diye, inşallah gelir… hoşbulduk.

    ***

    pa’cığım,

    ben de sizi özledim çok. geldim, burdayım artık.

    ***

    ekmekçi kız,

    istikrarla yazmayı sürdüren bilogçu arkadaşım, idolümsün :)

    ***

    leylak dalı,

    ben de özlemiştim. ekmekçi kızla leylak hanım, blog dünyasında emeğiniz çok, hep orada olduğunuzu bilmek güzel…

    ***

    jasmina,

    anladım eheh

    ***

    şule,

    evet, peri’nin dönüşü, tıpkı en başta blogu yazmaya başladığımda olduğu gibi harekete geçirdi beni. ekibi topluyoruz yeniden :)

    ***

    serpil,

    gözlerim doldu yorumunu görünce, zaten çok kolay ağlayan biri oldum çıktım :) yazayım da kendimi affettireyim inşallah.

    ***

    gülçin,

    beklenmek, özlenmek… bunları duyunca buruk bir sevinç hissediyorum. kalbinizde böyle yer etmişim demek, ne mutlu… laf aramızda ben de eski yazıları okuyordum bazen eheh.

  3. ah neo, ne güzle yazmışsın. bayıldım! hiç değişmemişsin, iyilik, tatlılık, neşe… yine yaşam coşkusu veriyor yazın. hoş geldin:) bir ara ben de yazayım ama şu an halime görsen, sefil bir şekilde kanepeye uzanmış haldeyim. blog’a yazı yazma uğruna belki zamanı iyi kullanır, vakitlice uyuyup, sabah erkenden kalkarsam… neyse. hoş geldin. öpüyorum çok, sevgiler.

  4. o kadar mutluyum ki donuslerinizden, lal olan ben, yazabiliyor oldum, sadece hosgeldiniz diyebilmek, coskumu gosterebilmek icin. sevgiler

  5. serpil,

    yazıcam tamam :)

    ***

    peri,

    güzel mi gerçekten? değiştim gibi geliyor aslında ama insan kendini değerlendiremez diy mi? du bakalım yazdıkça göreceğim(z). vakit konusunda sıkıntım yok ama paslanmışım biraz, dün başladım yeni yazıya bi türlü ilerlemedi. eskiden hemencecik yazardım, açılır inşallah. ben de öptüm.

    ***

    metin bey,

    :) çok beklettim gerçekten, affediniz.

    ***

    sibel,

    ne güzel yazabiliyor olmanız. yazın yine lütfen. sevgiler.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s