Kedi, kar ve dostluk…

snow2

İstanbul’a o kış kar yağıp yağmayacağı hep merak konusudur. “Geçen yıl yağmadı, bakalım bu kış nasıl olacak, yılbaşı gecesi kar var mı?”

Doğu Kıyısında öyle değil, kar her kış yağıyor, mesele ne zaman yağacağı… Yılın ilk karı diye bir şey var, hava durumu günler öncesinden haber veriyor, ne zaman başlayacak, ne kadar yağacak, ne tedbirler alınmalı vs. (İstanbul’da da vardı tabii ama hep “felaket geliyor” tonunda, burada daha sakin, alışılmış ikazlar.) Sonbahar biterken marketlerde Christmas süsleriyle birlikte çuvalla kaya tuzu, boy boy kar küreği (çocuklar için de var) satılmaya başlatınca “işte” diyorsunuz “kış şimdi başladı.”

Yılın ilk karı geçen yıl Mevlit Kandilinde yağmıştı, Manhattan’daydık, “ne güzel kandil hediyesi” diye yürümüştük karla aydınlanan ıssız sokaklarda. Bu yıl da Aralık’ta bir Cuma vakti başladı, iri iri ve sakince yağdı.

Karın her sene yağacağından emin olduğumuz kışlar yaşamak da varmış kaderde… Üsküdar’daki evden ya da Şişhane’deki ofisten seyrettiğim kar yağışlarını hatırlıyorum, nasıl şaşırtıp, sevindirdiğini… Burada da seviniyor insan ama farklı bir duygu sanki, “işte ilk kar yağdı, yine yağacak, belki uzun süre de kalacak”, bir kesinlik var, sürprizsiz ama yine güzel…

snow1

Bu sabah kışın üçüncü karı yağdı, (bir süre sonra saymayı unutur insan herhalde, şimdi yeni ve ilginç geliyor) sabah hafif hafif başladı, sonra hızlandı. Öğlene doğru kaldırımları temizleyen minik kar makineleri göründü, çalışkan çalışkan karları kürediler. Biz de Tebrizi’yle pencereden bir süre kar makinelerini ve pervazlara sığınan güvercinleri seyrettik.

Tebrizi bizim Doğu Yakasındaki ilk evimizin kedisi; tekir, sevilmeye doymayan, oyunbaz bir koca oğlan. (“yine Neolitik ve kedileri” diye göz devirenler, sizi görüyorum.)

tebrizi2

Üsküdar’ı geride bırakıp bir bilinmeze doğru yola çıktığımızda ilk durağımız New York oldu. Daha önce sonbaharda ziyaretine geldiğimiz dostumuz bizi yine birkaç gün misafir etti. Bir yangın yerinden çıkmıştık, neler yaşayacaktık bilmiyorduk ama eve geri dönememe ihtimalini seziyorduk. O çok sıcak yaz günlerinde parkta uzun yürüyüşlere çıkıp iyileşmeye çalışıyor, burada “kediler yok ama sincaplar var” diye avunuyorduk.

Türkiye’de tanıştığımız, Üsküdar’da “bu evde daha önce bir kedi var mıydı?” diyerek, Badem’in varlığını hisseden Tunuslu arkadaşımız da New York’ta yaşıyordu. Tam da o sıralarda yaz tatili için ülkesine gideceği, kedisiyle ve evle ilgilenecek birilerini aradığı haberi geldi. Daha iyi bir zamanlama olamazdı sanırım, kederli bir evi geride bırakıp kedili bir evde kalmak, yine bir evde olma duygusu yaşamak, sarsılmış ruhlarımızı teselli edecekti.

Şimdi beraber kar yağışını seyrettiğimiz Tebrizi’yle işte böyle tanıştık. Ağustos boyunca beraberdik, bol bol oynadık, sevdik, İstanbul’dan kötü haberler aldıkça yaşadığımız üzüntü ve kederi Tebrizi’yle unuttuk diyemem ama etkileri biraz olsun hafifledi sanki…

Sonra yaz bitti, o yüksek tavanlı, geçmişin zarif çizgilerini taşıyan eski apartman dairesini geride bırakıp başka bir şehre, başka bir eve doğru yeni yolculuğumuz başladı ama Tebrizi ve Doğu Kıyısındaki ilk evimizle bağımız kopmadı. Tunuslu arkadaşımız kedisinin bizimle çok mutlu olduğunu, müsaitsek o yokken yine evinde kalmamızı rica etti. İki kıştır Christmas tatilinde Manhattan’daki ilk evimize dönüyor, ilk kedimiz Tebrizi’yle buluşuyoruz. Her gelişimizde o yazı hatırlıyor, kedili bir evde olmanın o zor zamanda bize gönderilmiş bir hediye olduğunu düşünüyoruz.

tebrizi1

İnsanın kendi şehrinde yaşadıkları ve şahit olduklarıyla içine düştüğü travma hali, onu sadece ülkesinden değil kalbinden de uzaklaştırıyor. Kalbe yani eve dönebilmek için ise hatırlamaya ihtiyaç var. Tebrizi’yle bir kış daha geçirip, sürpriz olmasa da hep sevinç uyandıran kar yağışını seyrederken, eski kışları ve o zor Ağustos’u hatırlarken, dönüp kalbimize bakıyor ve fark ediyoruz ki kedi, kar ve dostluk bizi evimize, kalbimize geri çağırıyor.

Advertisements

2 thoughts on “Kedi, kar ve dostluk…

  1. Sevgili Neo,
    Ne güzel anlatmışsın karın, kedilerin ve dostlukların bizi evimize, yani kalbimize geri çağırdığını.
    Ne zaman yağacağını biliyor olsak da her kar sürpriz bizim için. Her kedi bir hediye.
    Ve her dostluk kalbin yerine işaret eden bir hatırlama…
    İyi ki birlikte çıkmışız o yolculuğa. Yoksa ben kalbimin yolunu bulup geri dönemeyebilirdim.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s