>başağın çilesi*

>



Başak çılgınlık derecesinde usludur. Ara sıra bazı çılgınlıklara kalkışsa da, bunu çok uslu bir şekilde yapar. Başağı çılgınlıklar yapmaya yüreklendirmek zordur.

Küçük tutkular başağın başını döndürür, büyük tutkular birkaç beden büyük gelir. Başağa küçük bir çılgınlık teklif edin, sizi çılgınca cüretkâr bulacaktır; orta boy bir çılgınlık teklif edin, zırdeli olduğunuza hükmedecektir.

Başak dakiktir. Sokakta birine saat sorduğunuzda “saat tam…” derse, başaktır. (…) Başak hiç geç kalmaz. Başak konuşmaya başladığında genellikle yöntem üzerine konuşur.

Başak ağırlık ve uzunluk ölçüleri denetçisidir. Başak eczacıdır. Başak doktora danışmadan asla yazılı dozları aşmaz. Başak pul koleksiyonu yapar. Başak hayat bilgisi dersleri verir, ama hayattan ders almayı reddeder.

Başak akıllı ve düzenlidir. (…) İmla yanlışlarını, hesap hatalarını ve düzgün bağlanmamış kravatları farketmekte üstüne yoktur.

Başak düzeltir, temize çeker, rötuş yapar, mükemmelleştirir. Başak Tolstoy, “Savaş ve Barış”ın müsveddesini yedi kere temize çekmişti. Zahmetine değdi.

Başak ince eleyip sık dokur, her işte bir bit yeniği arar.

Başak dosdoğrudur. Hem sokakta hem de hayatta sağa sola sapmadan yolunu takip eder.

Başağın en büyük dertlerinden biri, “mükemmelliyetçilik” kelimesinin olumsuz çağrışım içermeyen bir eş anlamlısının olmamasıdır.

Başak yanılmaz, başak genellikle haklıdır, başak her zaman haklıdır, başak çok çabuk çekilmez olur.

Başağın başaklıktan nefret ettiği olur. Bu durumda akrebe dönüşür. Akrebin bir deli başak tarafı vardır. Bu daha iyi olduğu anlamına gelmez ama daha sürprizlidir.

Birazcık mizah gücüyle başak müthiş heyecan veren biri olabilir.

Başak harcamalardan sakınır, çünkü yokluk çekmekten korkar. Başak kendini sakınır çünkü acı çekmekten korkar.

İçgüdülerle haşır neşir olmaktan kaçar. Yemek davetlerini çoğu zaman reddeder. Mütevazı işlerle yetinir. Bakandan ziyade müsteşar olur. Bakandan daha yetenekli olduğunu gayet iyi bilir, zaten müsteşarlığın varlık nedeni de bu değil midir?

Başak, işi küçüklüğün içinde büyüklük bulmaya vardırmıştır.

Başak sağlıksızdır. Hep ölmek üzeredir, durmadan şikayet eder, ancak bütün akraba ve arkadaşları ölünce şikayeti keser.

Merkür ikizlerin havasından başağın toprağına geçerken cıvanın işlevi olan indirgen metal faaliyetinde uzmanlaşır ve her tür kimya ve simya işlemine katılır. Bu yüzden de başağın -üşümediği, karnı ağrımadığı ve arınmayla ishali karıştırmadığı zamanlarda- küçük mucizeler yarattığını görürsek şaşırmayalım.

*Terazinin Hüznü ve Diğer Burçlar – Jacques A. Bertrand

not: mösyö jak başakları pek düz yazmış, halbusi diğer burçlarda döktürmüştü (bkz akrep). yine de tanıdığım birkaç başakta mösyö’nün isabet kaydettiği yerler var. ha bir de ünlü başakları sayalım: agatha christie, yukarıda bahsedildiği gibi tolstoy, greta garbo, ray charles, sophie lauren vee michael jackson. acayip liste diy mi? özellikle michael jackson pimpirikliği, sağlık konusundaki takıntıları vs ile tipik bir başakmış. gerçi onda da çılgınlık şeysi tutmuyor, bilemedim.

diğer burçları okumak isterseniz tıklayın. sırada boğa burcu var.

Advertisements

>Balığın boğulması

>
“Derin sularda gezen balıklar
Hiç ağlamazlar, neden?
Anneleri, minicikken
Onları azarlamaz da ondan…”

Boby Lapointe’nin iyimser görüşü bu. Aslında balık ağlar, balık gözlerinden yaşlar gelinceye kadar güler, balık yatağına çiş yapar (her tarafı ıslatır), kimse de farkına varmaz.

Ama bu balığın kendini bıraktığı anlamına gelmez. Yön ve denge duygusu gelişmiştir. Balığın iki akıntı arasında başarıyla duruşunu görmek gerekir: küçük yüzgeçleriyle. Ya da duygularının yardımıyla. (Balığın duyguları, insanı yanıltacak derecede, küçük yüzgeçlere benzer).

Balık okyanusta yaşar, yani belli bir yerde değil. Efendisi Neptün biraz tuhaf ve büyük bir gezegendir. Yeri uzun süre belirlenemedi, ama bütün hesaplar Neptün’ün varlığının, güneş sisteminin işleyişi için şart olduğunu göstermekteydi. Balığın bütün sorunu da budur.

Balığın deniz gözlüğü ya da teleskopla gözlemleyebileceği bir mekana ihtiyacı vardır. Gözlemlediği dünyanın içinde kaybolmadığı zamanlar önemli sonuçlar çıkardığı olur, Kopernik veya Einstein gibi.

Balık önsezilidir, ama bunun her zaman farkında olmaz. Çünkü çok fazla önsezisi vardır: Bir önsezi denizinde yüzer.

…Balık sebatsızdır. Prelüdler bestelemeye aşırı derecede düşkündür, Chopin gibi. Kolayca etki altında kalır. Herhangi bir kitle hareketine katılır (ya da bir ağa takılır). Med-cezirle bir gider, bir gelir. Ama bazen vesveselidir, kılı kırk yarar, çünkü her şeyin karşıtı aynı derecede doğrudur. (Başak balığın tam karşısındadır.)

Balık hem başlangıçtır hem de son. Hem sonsuz hem de tanımlanmamış. Genişliyor mu, dağılıyor mu pek bilmez. Kendi içinde kaybolur.

Balık esnek, esrarengiz ve kadınsıdır. Balık kararsızdır, kavranamaz, sinir bozucudur. El sıkışı gevşektir. …Balık barışçı ve bekleme yanlısıdır ama bazen gafil avlanır, sonra da kokmaya yüz tutar.

Balık çok sık değişir. Otuz, doksan, hatta yüz seksen derecelik dönüşler yapar. Nereye gitmek istediğini bilir mi bari? Evet. Aynı anda birçok yöne gitmek ister.

Geleneksel olarak balık burcu ters yönde iki balık şeklinde temsil edilir. Bazı psikanalistler dışında kimsenin aklından bu konunun üzerinde durmak geçmez.

…Okyanus iyidir ama çok nemlidir. Suyun içinde, havadaki kuştan ya da sağlam toprağa basan inekten daha mutlu olmayan balık, ara sıra sudan çıkmak da ister. Havalara girer. Ayağına ayakkabılar geçirir. Ayakları çok hassas olduğundan ayakkabı ayağını vurur. Balıkların yarım numara büyük ayakkabı almaları tavsiye edilir. Çoğu balık da öyle yapar zaten. Balık yumuşak ve biraz da büyük ayakkabılarından tanınır. Bunun dışında kimseye benzemez. Ama herkes bir balık cinsine az-çok benzer, hiç fark etmediniz mi?

Terazinin Hüznü ve Diğer Burçlar
Jacques A. Bertrand

Not: Ne zamandır burçları ihmal etmiştim, balık mevsimi değil aslında ama :) pelin’in hatırlatması iyi oldu, balıkları da yazmış oldum.

ablam balıktır benim, mösyö jack’ın dedigi gibi çok ağlar bu balıklar, zodyak’ın en sulugöz elemanlarıdır, alıngan olurlar bir de… ama altın gibi bir kalpleri vardır, haklarını yemeyelim.